Türkiye'de Defansif Sürüş Yapabilir miyiz?
- Onur YALTI

- 27 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Defansif sürüş, sürücünün yalnızca kendi aracını değil, trafikteki diğer aktörlerin olası hatalarını da hesaba katarak riskleri önceden görmesi ve kazaları önlemeye odaklanması esasına dayanır. Bu yaklaşım evrensel ilkeler üzerine kuruludur. Ancak her ülkenin trafik kültürü, sürücü davranış kalıpları ve sosyal normları farklılık gösterir. Bu nedenle defansif sürüş ilkelerinin birebir ve bağlamdan bağımsız uygulanması, bazı ülkelerde beklenen güvenlik etkisini yaratmayabilir.
Türkiye’de trafik kültürü; acelecilik, öncelik algısındaki belirsizlik, sosyal baskı ve zaman zaman agresif sürüş davranışlarıyla karakterizedir. Bu makalenin amacı, evrensel defansif sürüş ilkelerini bozmadan, Türkiye’nin trafik gerçeklerine uyarlanmış pratik uygulamaları ortaya koymaktır. Aşağıda yer alan senaryolar, bu uyarlamanın sahada nasıl gerçekleştirilebileceğini somut örneklerle açıklamaktadır.
Yaya Geçidinde Sosyal Baskı Altında Defansif Davranış
Yaya geçitlerinde yayaya yol verme, trafik kuralları açısından net ve tartışmasız bir zorunluluktur. Ancak Türkiye’de sürücü davranışları incelendiğinde, arkadan gelen araçların baskısı, korna kullanımı ve sosyal tepki nedeniyle sürücülerin bu kurala uymakta zorlandığı görülmektedir. Bu durum, “mahalle baskısı” olarak tanımlanabilecek bir davranış kalıbı üretmektedir.
Bu bağlamda önerilen defansif yaklaşım, ani frenleme ya da sert yavaşlama yerine kademeli hız azaltmadır. Sürücü, yaya geçidine yaklaşırken hızını yumuşak ve öngörülebilir şekilde düşürmeli, yüz ifadesi ve beden diliyle yayaya geçiş niyetini hissettirmelidir. Aynı anda arkadaki sürücünün bu niyeti ani bir engel olarak algılamaması sağlanır.
Yayalar Türkiye’de kendilerine yol verildiğini fark ettiklerinde genellikle hızlı geçme eğilimindedir. Bu da sürücünün tam durmadan, yeterli güvenlik mesafesiyle geçişi sağlamasına olanak tanır. Yaya geçişini tamamladığında sürücünün yeniden kademeli şekilde hızlanması, arkadaki sürücünün olumsuz tepkisini büyük ölçüde engeller. Bu yöntem, hem yayayı korur hem de trafik akışında çatışma yaratmaz.
Dönel Kavşakta Giriş Yapan Sürücü İçin Uyarlanmış Defansif Strateji
Dönel kavşaklarda temel ilke, kavşak içindeki aracın önceliğe sahip olmasıdır. Ancak Türkiye’de yaygın uygulama bunun tersidir; tali yoldan gelen sürücüler çoğu zaman önceliğin kendilerinde olduğunu varsayarak kavşağa girmektedir.
Bu nedenle kavşağa yaklaşan sürücü için en kritik beceri, uzaktan tarama ve niyet yönetimidir. Kavşağa yaklaşırken içerdeki araçların varlığı erken aşamada gözlemlenmeli, içeride araç varsa ani frenlerden kaçınılarak kademeli yavaşlama tercih edilmelidir. Göz teması kurulabildiği durumlarda, sakin bir yüz ifadesiyle karşı tarafa “seni fark ettim” mesajı verilmesi, kavşak içindeki sürücünün akışını sürdürmesini kolaylaştırır.
Eğer kavşak içindeki sürücü buna rağmen durur ve yol verirse, arkada araç yoksa sürücünün durarak karşı tarafı işaretlemesi doğru bir tercih olabilir. Ancak arkada araç varken bu davranış, arkadaki sürücü açısından anlamsız bir durma olarak algılanabilir. Bu durumda, karşı tarafın ısrarla yol vermesi halinde, sürücünün kontrollü biçimde kavşağa girmesi çatışmayı önleyen daha güvenli bir seçenektir.
Dönel Kavşak İçindeki Sürücü İçin “Haklı Ama Önleyici” Yaklaşım
Dönel kavşağın içinde bulunan sürücü, hukuken ana yoldadır ve yol hakkı kendisindedir. Ancak Türkiye’de tali yoldan gelen sürücülerin bu önceliği her zaman doğru okumadığı bir gerçektir. Bu nedenle kavşak içindeki sürücünün yalnızca haklı olmayı değil, olası riskleri de gözetmesi gerekir.
Kavşak içinde ilerlerken tali yoldan gelen araçların hızları ve yaklaşma biçimleri dikkatle izlenmelidir. Eğer bir araç hızını azaltmadan kavşağa doğru geliyorsa ve bu durum bir çarpışma ya da ramak kala riskine işaret ediyorsa, sürücünün haklı olsa dahi yavaşlayarak geçişe izin vermesi defansif sürüşün özüne daha uygundur.
Bu noktada amaç, haklılığı ispatlamak değil, bir olayı önlemektir. Duygusal zekâ gerektiren bu davranış, kısa vadede bir feragat gibi görünse de uzun vadede hem güvenliği hem de trafik kültürünü olumlu yönde etkiler.
Sosyal Baskı Altında Emniyet Kemeri Kullanımı
Emniyet kemeri kullanımı, defansif sürüşün temel unsurlarından biridir. Ancak Türkiye’de özellikle taksi ve dolmuş gibi araçlarda, kemer takan yolcular zaman zaman sözlü müdahaleye maruz kalabilmektedir. Bu da kişilerin güvenlik davranışını ertelemesine veya tamamen vazgeçmesine yol açabilmektedir.
Bu durum için önerilen yaklaşım, düşük görünürlüklü güvenlik davranışıdır. Yolcu, kemeri dikkat çekmeden, doğal ve yavaş hareketlerle takmalı; dışarı bakıyormuş gibi davranarak sürücünün dikkatini çekmemelidir. Kemer takıldıktan sonra olası bir sözlü müdahalede “alışkanlık” gibi kişisel ve tartışmaya kapalı bir ifade kullanılması, konunun büyümesini engeller.
Bu yöntem, hem bireyin güvenliğini sağlar hem de sosyal çatışma yaratmadan doğru davranışın sürdürülmesine olanak tanır.
Çift Yönlü Dar Yollarda “İyi Niyet Sinyali” Kullanımı
Türkiye’ye özgü bir başka önemli senaryo, çift yönlü yollarda daralan kesitlerde karşılıklı geçiş durumlarıdır. Çoğu zaman iki araç da durmadan geçebilecek alan olmasına rağmen, sürücüler karşı tarafın niyetinden emin olamadıkları için gereksiz gerilim yaşanır.
Bu durumda önerilen defansif taktik, kısa süreli sağ sinyal kullanımıdır. Sürücünün sağ sinyali birkaç kez yakıp kapatması, karşı tarafa “sağa yanaşacağım ve yavaşlayacağım” mesajı verir. Bu basit işaret, agresif olmayan, işbirliğine açık bir sürücü imajı oluşturur.
Karşı taraf bu iyi niyet beyanını algıladığında, büyük olasılıkla kendisi de aynı şekilde davranır. Böylece iki araç durmadan, stressiz ve güvenli biçimde geçiş yapabilir. Bu yaklaşım, belirsizliği azaltarak çatışmayı önler ve karşılıklı kazanç sağlar.
Defansif sürüş, yalnızca kuralları bilmek değil, içinde bulunulan trafik kültürünü doğru okumakla da ilgilidir. Türkiye gibi trafik normlarının tam olarak yerleşmediği ülkelerde, sürücünün görevi yalnızca kendi hakkını savunmak değil, olası riskleri önceden sezerek önleyici davranmaktır.
Bu makalede ele alınan senaryolar, evrensel defansif sürüş ilkelerinden sapmadan, Türkiye’nin sosyal ve davranışsal gerçeklerine uyarlanmış pratik örnekler sunmaktadır. Kültür, bireylerin tekrar eden küçük davranışlarıyla değişir. Trafikte sergilenen bu tür bilinçli ve sakin yaklaşımlar, uzun vadede hem güvenliği hem de toplumsal sürüş kültürünü dönüştürme potansiyeline sahiptir.
Onur Yaltı
Danışman




Yorumlar